yazdıklarımla beni
ilişklendirirken dönüp yazının başına baktığımda sonunda yine bir beni
unutuyorum....her defasında tekrarlanan sözcükler, içimde her geçen gün
küçülüp hapsolması gerekirken birazcık daha büyüyor..hani dalgalar
kıyıya vuruyor ve ardından devamı onu tamamlıyor ya işte o durum bende
birazcık karışık..iki oda bir göz evimin pencere aralığından sızan
rüzgarla üşüyorum.insanın hayatına girenlerle ilişkilendiriyorum
bazen,hani bir anda duruyorsunuz ve biri geldiğinde içiniz ısınıyor ve
gittiğinde buz dağına dönüyorsunuz..işte öyle bir şekil bu soguk
hava..milimetresi kendinden küçücük bir hava akımı nasıl olurda
üşütebilirki hacmi 45 on parmak tabanlarımı??...ısınamıyorum bu gece ki
çünkü düşüncelerimin soğukluğu beynimden işliyor en zerresine kadar
vücudumun...karanlıkta oturmayı özlüyorum bazen,kapı pencere kapatım
karanlıkta öylece oturmak istiyorum..yeniden düşünebilmek ve soğukluğumu
yenmek istiyorum..nereden gelmiştiki bu soğuk akım??nasıl
sarabilmiştiki beni..uzuvlar insanın en önemli parçaları.fakat titrek
ellerim ve uçlarının hissini kaybedeli oldu aslında hayli bir
zaman..yazacak takatim hep var ama bazen nasıl yazdığımı bilmiorum
hissiyatım varmı yada neyin hissiyatı itiyor beni yazmaya onuda
bilmiyorum.tekli koltuğuma kuruluyrum.sarma bir sigra elimde
sönük..ateşime zanıyorum masa üstünde duran.çakmak yanıyor alevi bir
hayli büyük aslında bu beni ısıtırmı diyorum ama oda gidiyor yetemiyor
ki..hayatta olan herşeye bir açıklamamız var fakat kendimize açıklama
yapmaya gelince kalemin mürekkebi hep bitiyor..siyah beyaz fotoğraflarda
yitirilen duygular gibiyim.. hep elde mazikalıntılarına
saklanan..kuşlara yem olarak atılsam bile yenmeyen buğday tanesi
gibi...bilmiyorum aslında yada biliyormuyum onuda bilmiyorum..akşam
vaktinde geceyi geçen saatlerde guguk kuşu daha çıkmadan yuvasından
hışımla uyanıyorum hep..balkona çıkıyorum bir sigara yakıyorum..uzun
gökyüzü iniltilerini dinliyorum belki bana bırakılan birşey vardırda
rüzgarla gelecektir diye bekliyorum,havayı derin derin içime
çekiyorum..üşüyorum kış aylarında ama yinede direniyorum
soğuma..bekliyorum bende usul usul sessizce ve haykırarak..evimin içinde
bir ses var kulaklarım sağırlaştı fakat duyuyorum..bir adım atıp
köşesinden bakıyorum odama ama daha ilerisine gidemiyorum.kedidir deyip
geçiyorum ve pisi pisine yaşıyorum bir geceyi daha...
tayfun
tayfun